Seyahat Noktaları

UÇURAN KARTLAR

2016'da Yılbasında Amsterdam’da


31 Aralık 2015, Cengiz Selçuk


Amsterdam ile ilgili söylenecek bir çok söz, bir çok bilgi ve gezi notu var. Açıkçası yapmadığım bir şeyi, uzun uzun anlatmanın bir anlamı olmadığından sadece yaptıklarım ile ilgili birkaç küçük tavsiye vermeye çalışacağım. Umarım faydası olacaktır.

Belirtmeliyim ki Amsterdam’da ekonomi yapmak isterseniz planlı gitmenizde fayda var. Amsterdam’ın pahalı bir şehir olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Öyle ki otel ve yemek fiyatlarını gördüğünüzde bu durum biraz iştahınızı kesebilir.
Zaman ve fırsatlar denk gelince kaçınılmaz olanı kaçırmak istemedik. Özellikle de Pegasus’un yurtdışı çıkış seferleri ile Onur air’in dönüş seferleri ile 2 kişilik gidiş dönüş biletinin 1000 TL gibi bir rakama erişmesi programı çarpıştırdı. Hele bir de Vakıfbank Platinium kartınız ile de puanlarınızı 3 katı ile çarpılması daha bir hoş yapıyor görüntüyü. ( avantajlı uçuşlar için
Bedava Uçunsayfamıza göz atın)

Amsterdam’daki otel fiyatları pek uygun değil, kaldı ki yılbaşı programları olanların yoğun olarak akın edeceği bir mekan olan şehir fiyatları da tırmandırıyor. Biz otel tercihimizi İbis Budget’tan yana kullandık. Otelin havalimanına shuttle seferlerinin olması, tercih etmemize neden oldu. Şehir merkezindeki otellerin fiyatları 3-4 gecelik fiyatları 2.000 TL gibi rakamları bulunca yarı fiyatına otel bulmak cazip edici idi.  Burada farklı kanallardan da otel aramanızı öneririm. Örneğin İbis Budget otel için booking.com da oda bulmak mümkün değil iken otelin kendi sitesinde müsait oda bulabiliyorsunuz. O yüzden booking dışındaki kaynakları kontrol etmekte fayda var.Momando.comiyi bir alternatif olabilir.

Pegasus tarifeli uçağımızı 31 Aralıktaki kar muhalefeti nedeniyle 3 saat rötarlı uçunca yılbaşına havada girdik. Artık bütün yılı havada geçireceğiz anlaşılan. Yinede patlayan havai fişekleri havadan gözlemlemek belki biraz da fiyakalıydı.

Amsterdam herkesin bildiği üzere özgürlüklerin üst sınırlarda olduğu bir şehir. Sokaklar da ot içen bir çok kişiyi görmenizden ziyade bütün sokaklar ot koktuğundan bu sizi rahatsız edebilir, hatta bir süre sonra farkında olmadan başınızı dönderebilir de. Amsterdam da belli oranlar dahilinde uyuşturucu madde serbest. Bu da şehri farklı bir görünüme sokuyor.

Nasıl bir ekonomi ile hareket etmeli ?

Şehirde faydası dokunacak birkaç püf nokta vereyim. Şehir içinde önemli noktalara yaya olarakta ulaşabilirsiniz. Fakat bazen bu çekilmez olabilir. Şehrin bir düzeni var ve birçok şey şaşırtıcı derece de dakik. Her tramvay veya otobüs tam vaktinde yerinde oluyor. Hal böyle olunca onları kullanarak plan yapmakta kaçınılmaz.

Turistler için güzel birkaç uygulama var. Bunlardan biri Iamsterdam city card. Size bu kartın avantajlarından ve dezavantajlarından bahsetmek istiyorum. Kaç paradır ? ne işe yarar ?





​Kart 1, 2 ve üçgünlük olarak satışı yapılmakta. Kart;

Müzelere ücretsiz giriş yapmayı sağlar,
Ücretsiz kanal turu yapmanıza yarar,
Ücretsiz otobüs ve tramvaylara binme hakkı tanır,
Bazı restaurant ve turistik bölgelere ücretsiz giriş hakkı ile indirim yapar,
Ücretsiz bir şehir haritası hediye eder.

Peki hangi müzelere girilebilir ?


Belirtmeliyim ki çok fazla vaktiniz yoksa çok fazla müze veya mekan ziyaretinizde bulunmayacaksanız bu kart çok makul bir fiyata gelmeyebilir. Amsterdam’da çok sayıda müze var ve sadece satın alacağınız süre içersinde ben bu müzelere girip çıkarım derseniz yanılırsınız.


Aşağıda ücretsiz giriş yapılabilecek mekanlardan önemli olanlarını sıralıyorum :

Van Gogh  : 17.00 Eur, Stedeljik : 15 Eur, Artis Royal Zoo :20,50 Eur, Hermitage : 17,50 , nieuwe kerk : 16 Eur ( yeni klise, mart 2016 ya kadar Rome sergisi var. Sergi içinde 4,50 city card için talep ediliyor,) rembrandhuis :13 eur, Van Loon :9 eur..

Bunun yanında bir 16 Eur tutarında ücretsiz kanal turu yapabilirsiniz. Bunun yanında bisiklet kiralamada % 25 indirim ve Heikenen experience ta % 25 gibi çeşitli noktalarda indirim mevcut.

Tüm mekanların listesini ise şuradan bakabilirsiniz
https://www.iamsterdam.com

Eee peki iyiymiş bu kart almak lazım diyorsanız, ziyaret edeceğiniz mekanlar içersinde yukarıdaki mekanlar veya diğer  ücretsiz girebileceğiniz mekanlar varsa bu kartı almak mantıklı olabilir.  Gelelim olumsuz taraflarına…

Bu kart meşhur 197 nolu ekspres otobüs havaalanı hattında geçmiyor. Ve aynı noktadan hareketle  havaalanı merkez arası çalışan trenlerde de işe yaramıyor. Eğer havalanı tarafında otel tercihiniz olduysa bu kart ulaşım konusunda çok cazip olamayabilir. Zaten havaalanı ve merkez arasında tercih edilen bu iki ulaşım aracı dışında alternatif te pek yok.

Havaalanı merkez ulaşımda otobüs ve metro ve tramvaylarda geçen bir uygulama var.  Havaalanı gibi merkez noktalarda satılıyor. 3 günlük sınırsız bir kullanım için 25 Eur gibi bir ücret talep ediliyor. 3 günlük bir kullanımda ise her iki kart için 100 Eur gibi rakam ortaya çıkıyor kişi başı. Pek te cazip değil açıkçası.

City cardın diğer bir dezavantajı ise şehrin en önemli müzelerinde ücretsiz giriş sağlamıyor olması.

Anne Frank House : 9 Eur
Kraliyet Sarayı  : 10 Eur
Rijkmuseum : 17.50 Eur ( burada 2.50 eur tutarında bir indirim var city kartın)
Heikenen Experience : 16 eur (indirimli hali)

Artık bu noktadan sonra şuna karar vermeniz gerekiyor, kalacağınız süre içersinde nereleri gezebilirsiniz ? planınızı yaptıktan sonra hangi müzelerde avantajlı olduğuna bakıp kararınızı verebilirsiniz.

Fiyatlar 24,48,72 ve 96 saat lik süreler için 55,65,75,85 eur talep edilmekte. Artık karar sizin.

Ayrıca bir noktada şundan bahsetmek isterim Van gogh müzesinde Van gogh’un tüm eserleri maalesef yok. Stedeljik ve Rijkmuseum’da da diğer Van gogh eserleri mevcut.

Biz ne yaptık ?

4 gün için 3 günlük city card, 3 günlükte tüm ulaşımda geçen bir kart edindik. Eğer havaalanı ulaşımımız olmasa idi city card dışında bir karta ihtiyaç olmazdı. Aslında otel seçimini yaparken de bu noktaya dikkat etmek gerek. Bunun dışında ise farklı bir kart daha mevcut ilgilenenler için farklı bir kart daha mevcut. Kraliyet sarayı, rijkmuseum ve bir de konser avantajı sunan… açıkçası fiyatı biraz yüksek olduğundan detayından hiç bahsetmeyeceğim.

İlk gün uçaktan iner inmez shuttle ile otelimize ulaştık. Küçük bir not ileteyim. Telefonunuza Uber uygulaması yok ise indirin. Uber Amsterdam’da geçerli ve fiyatları ise uygun denebilir. Havaalanı merkez arası yolculuğumuzu Uber ile denedik ve 28 Eur gibi bir hesap ortaya çıktı. Yalnız merkezde ise araç bulmak sıkıntılı olabiliyor ve 100 Eur’a varan gibi yüksek fiyatlar karşılaşmak mümkün olabildiğini iletiyorum. Ayrıca şehirde kullanabileceğiniz tüm toplu taşıma araçlarının hareketlerini gösteren ve sizi bulunduğunuz yerden gideceğiniz yere yönlendiren telefon uygulaması mevcut. Uygulama inanılmaz derecede başarılı. Mutlaka telefonunuzda olsun.

Amsterdamlıları genellikle sıcak kanlı insanlar olarak bulduk. Her köşe başında tanıdık tanımadık herkese selam veren insanlar, Happy new year sesleri eşliğinde ve ot kokuları ile beraber canlı sokakların tadını çıkardık.

Eğer kış aylarında bu şehirde iseniz güzel bir haberimiz var. Müzeler Meydanında I am Amsterdam yazısına nazır bir buz pisti sizi bekliyor. Hemen ayakkabılarınızı alın ve kaymaya başlayın.

Bildiğiniz üzere Amsterdam şehri dünyadaki yüksekliği en alçak şehirlerden ve alçak noktası 6,5 metredir. Bununla beraber şehirdeki bisiklet sayısının yaşayan insan sayısından fazla olduğu söylenir ( şehir düz olunca bisiklet kullanımı çok yaygın ve trafik neredeyse yok )  Şehirdeki kanal sayısının Venedikten fazla olduğunu, Halkın büyük bir çoğunluğunun kahve içmeyi çok sevdiğini, su üstünde evlerinin olduğu, Şehrin zeminin çamur ve kumdan oluştuğunu, tahta kütükler üstünde durduğunu, örneğin kraliyet sarayının 14.000 kazık üstünde olduğunu da belirtmek gerek.

Kahvaltı ?

Amsterdam kahvaltı için bir çok seçenek bulabilirsiniz. Biz Omelegg isimli bir mekanda kahvaltımızı yaptık. İsminden de anlaşılacağı üzere omlet çeşitlerini hazırlayıp sunabilen bir yer. Çeşit çeşit omlet yapıyorlar, yalnız “ham” ögesine dikkat arkadaşlar, sıkıntı yaratmasın.

Aslında şehirdeki yeme-içme mekanları ile karşılaşabileceğiniz belli başlı iki problem olabilir,

Mekanda yer bulamayabilirsiniz ( ki biz cafe de clos ve seafood isimli mekanlarda yer bulamadık)
Ücretler bizim alışageldiğimiz fiyatlardan yüksek.

Peki biz başka ne yedik ?


Lombardo’s da burger yiyebilirsiniz. Küçücük bir mekana kendimizi zor attık. İnanın aldığı övgünün hakkını veriyor. Güleryüzlü personeli ve küçücük mekanı ile bir öğünümüzü burada geçirebilirsiniz. Hollandanın kendine has bir mutfağı yok, hal böyle olunca farklı mutfaklar arıyor insan. Leidseplein deki İtalyan restorantı Sergio’yu da  deneyebilirsiniz. Klasik İtalyan pizza ve makarnalarını tatmak sıcak ortamında keyifli vakit geçirebilirsiniz.

 Seyahatimizin son gününde ise Anne Frank House’ taki kanalın karşı sırasında bir pankek yeme inceliğinde bulunduk. Açıkçası harika olduğunu söyleyemesemde şehirdeki bir çok noktadan da aşağı kalır olduğunu söyleyemeceğim. Haritanızda Greenwoods ögesini aramanızı tavsiye ederim.

Onun dışında şehirde steakhouse tarzı mekanlardan cafe clos ve biraz deniz ürünleri ile tad almak isterseniz de Seafood iyi bir seçim olabilir. Peki yemek tercih ederseniz de bir arkadaşımın önerisi olan Foodhallen’i tavsiye olunur.

Yemek demişken sokaklarda yürürken birçok köşe başında patetes kızartması, tatlıcı gibi küçük dükkanlar görebilirsiniz. En çok rastlayacağınız dükkanlar ise tabiî ki de peynir dükkanları. Amsterdam peynir çeşitleri ile meşhur bir şehir. Zaten göreceğiniz bir çok dükkandan sonra peynir alacaksınız.

Şehirde sokaklarda yürürken dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da kaldırımlar. Kaldırım diye yürüdüğünüz yer bisiklet yolu olabilir. Dikkat edin. Bisiklet sürücüleri bu konuda pek anlayışlı değiller. Her an bir kaza yaşayabilirsiniz.

Bu şehir bazen size fazla özgür gelebilir, ot ve kokularından bahsetmeyeceğim ama bir yaşam tarzını oluşturan coffee shoplardan bahsetmeden geçemeyeceğim. Efendim şehrin en önemli coffe shop’u Bull Dog. Zaten şehri gezerken çok sayıda buldog cafe görebilirsiniz. Bu kafelerde insanlar sohbet ederken biralarını yudumlar sigara ve otlarını içerler. Evet kapalı alan yasak tabelasına rağmen içiliyor. Birde herkesin bir yerden duyduğu space kek’ler var. Bir nevi browni kek uygulaması. Özelliği ise şehirde tüketimi serbest olan uyuşturucu ile yapılıyor olması. Kendine biraz güvenen her turistin bu keklerden denediğini söyleyebilirim.

Söyleğim gibi özgür şehirde cinsellikte de pek sınır yok olacak ki  seksin bile müzesi var. Zaten hediye bir magnet almak isterseniz Amsterdam evlerinin üstünde coffe shop’lar, müzeler ve seks shopları görürsünüz. Şehir’in Buldog kafelerin sıralandığı caddeye pararel turistlerin ilgisini çeken bir cadde daha var ki ismi de Red Light Discrit. Bu cadde kırmızı ışıklı dükkanlarda camları tıklayıp kendilerine müşteri arayan kadınların olduğu bir cadde. Şehrin özgürlük anlayışı müzesinden sonra bu işin tiyatrosunu da oluşturmuş. Çok fazla da konuşmaya gerek yok sanırım.

Şehirde şaşırtıcı farklı bir şey daha var.. rahatlık mı özgürlük mü bilinmez şehrin gözüken bir noktasında bir pisuvara rastlayabilir, işini yapan bir adam görebilirisiniz.

Şehirde görmenizi istediğimiz birkaç mekan daha var. Onlardan biri Brouwerij’t. Amsterdam’ın ünlü değirmenlerinden birinin olduğu mekan. Burada farklı tadlarda bira tadabilir, yel değirmeni ile poz verebilirsiniz.















                                         Büyük Boy için Tıklayın

Bir diğer mekan Paradiso.Rijkmuseum’un hemen arka tarafındaki kanalın diğer tarafında bulabilirsiniz. Eskisinin klisesi şimdinin yeni müzik mekanında kafa sallayabilip çeşit çeşit müzik gruplarını dinlemenin bedeli 5 Eur.

Son olarak ise Door 74. Bir nevi gizli mekan.. çiçek pazarında yoruldunuz, uğrayıp buraya soluklanın.

 Şimdi şehirde neler yapılabileceğini yaptıklarımızı anlatarak özetleyim :

Kanal turu : Eğer bu şehir sizi çekti ise kanalları ve tarihini gözlemleyebileceğiniz bir kanal turu mutlaka yapın. Amsterdam canal cruises iyi bir tercih olabilir çünkü 16 nolu kanalı ayarladığınız zaman kulağınıza Türkçe anonslar gelecek. Bu tur boyunca kanallar ile ilgili bilgileri, Amsterdam şehir evlerini kanal üstündeki önemli noktlalar ile ilgili bilgileri edineceksiniz.

Heineken Experince : Heineken açmış olduğu fabrikasını 2 saatlik bir harika bir serüvene dönüştürmüş. Fabrikanın kuruluş anından şimdiye kadar gelen süreci görebilir, biranın nasıl yapıldığını ve yapılan işlemleri an ve an görebilir, arpa ile suyu karıştırıp en sonunda tadına bakabilirsiniz. Ayrıca biranın nasıl yapıldığına dair detaylı anlatımlar, animasyon 7d seyir odası, ardından animasyon filminin içinde şehirde şarkı söyleyip bisiklet ile bira dağıtabilirsiniz.. Heineken tecrübesi uğranılması gereken noktalardan.









                                     Büyük Boy için Tıklayın


Dam Meydanı : Şehrin Merkezi ve Meydanı. Kraliyet Sarayı, Magna Plaza ile karşılıklı alışveriş merkezi, Yeni kilise ve Mum müzesi burada.

Van Gogh Museum : Van Gogh’un hikayesi ile  eserlerini keşfedebilrisiniz. Hollanda için Amsterdam ne ise Amsterdam için de Van Gogh!

Kraliyet Sarayı : adı üstüne kraliyet sarayı. Dam meydanın önündeki görkemli yapı. İçerisini gezmek için saatlerce harcamanıza gerek olacağını sanmıyorum.

Eski ve yeni klise : şehrin önemli tarihi noktalardan, burayı gezip mistik bir kokuyu deneyim edebilirsiniz.

Begijnhof : Bu bölge önünden geçipte farkındaolmadan geçebileceğiniz bir kapı aslında. İki farklı yönden giriş yapabileceğiniz gizli bir bahçeye açılıyor. Kısa bir de öyküsü var. Bu topraklarda Protestanlık hakim olunca Katolik hristiyan kadınlar inançlarını gizli bu bölgede sürdürmek zorunda kalmış. Bölgenin içinde gizli bir şapel de mevcut.

Voldelpark : Amsterdamın büyük şehir parkı. Hava güzelse ve sizinde burada bisiklet için pedal çevirmekten daha güzel bir gün olamaz.

Anne Frank House : Alman soykırımından kaçan Anne Frank’ın saklandığı ev. Anne Frank’ın günlüklerinin açıklanması ile evi bir müzeye dönüştürülmüştür. Şehrin önemli simgelerinden olan bu mekanı ziyaret için oldukça istekli olmalısınız. Mutlaka online bilet alın. Yoksa bir Pazar sabahı 1 km yi geçen kuyruklar ile karşılaşabilirsiniz.

Bloemenmarkt : Namı diğer çiçek pazarı. Buraya 1 saatinizi ayırın ve yanınıza lale tohumları almayı unutmayın.

Museum Van Loon : Dutch East India şirketinin baharat ticaretinin öyküsü ile Van Loon ların Amsterdam’a açılan güzel evlerini ziyaret edebilirsiniz.

Stedeljik Museum : Çağdaş Modern Sanatlar müzesi, birçok tablo ve modern sanat tasarımlarını görebilirsiniz. Eğer ilginizi çekmeyen şeyler ise canınız sıkılabilir söylemesi

Diamond Museum : Van gogh müzesine yakın küçük müzecik. Elmasın tarihçesini öğrenebilir, elmas ile ilgili derin bilgilere ulaşabilirsiniz. Bir bölümü ise hediyelik eşya dükkanı.

Rijkmuseum : Şehrin en büyük müzesi. İçindekileri sıralamaktan ziyade yerinde görün derim.

Madame tussauds : bir çok şehirde gördüğünüz balmumu müzelerinden biri. Beklide en büyüğü..

Amsterdam Dungeon : Amsterdam zindanları.turistik bir hale getirilmiş,  içine girip korkup çıkıyorsunuz.

Başka ne var ?

Amsterdam bir müze şehri… peynir müzesinden çanta müzesine kadar çok sayıda müze mevcut. Birkaç gezilesi nokta daha paylaşıyorum:

Allard Pierson Müzesi (Arkeoloji Müzesi- çiçek pazarına yakın.Rokin kanalı) Amsterdam Müzesi ( şehrin tarihini merak edenlere- Spui ve Dam meydanına Yakın) Pipo Müzesi (müzeler meydanına yakın merak edenlere) Artis Royal Zoo (şehrin hayvanat bahçesi giriş 18 Eur, eğer müze gezmek dışında bir şeyler için deneyebilirisiniz.),Fotoğraf ve film müzeleri,Jewish Cultural Quarter,Mikrop Müzesi,Our Lord in the attic,Persmuseum,Rebrantın evi,Ulusal Denizcilik Müzesi,Bilim Müzesi NEMO,Amsterdam Arena Tours,Tulip Museum) küçük bir not : bu mekanlar ve daha fazlası için bir city card ile hepsini ziyaret edebilirsiniz.

Daha çok yazacağım, bu şehirde daha çok şey var..

Sevgiler. 

​Cengiz Selçuk

4 Dakika'da Amsterdam Igor Fain

Büyük Boy için Tıklayın


Amsterdam'da Açık Havada Sarap ve Yemek

Reformatt Show  
Amsterdam'da 15 saklı yer

Verification: 0823ee470c0d3cb7