Marmaris

 

Yağmurlu Bir Marmaris

Hüzünlü bir gece, Dalaman'da uçaktan ayağınızı dışarı atar atmaz yağmur başınızdan aşağıya sarı yaprakların dökülmesi gibi bir hüzün yağdırıyor.  Dalaman'dan Marmaris'e gidene kadar pardon Dalaman'dan Dalaman'a dönene kadar sağdan yağan, soldan yağan şiddetli yağan yağmur altında sanki Marmaris'e değil de Karadeniz'in yaylalarında dolanmışız hissine kapıldık.

Bu tecrübeyi elde etmek isterseniz mart ayı bunun için bire bir.  Yoksa yaz günü ne yağmur görürsünüz nede sıcaktan Marmaris'te gezdiğinizi anlarsınız. 

 

Marmaris  Marmaris

 

Gelelim yolculuğumuza, yağmurla birlikte devam ederken yol rehberimiz Emre Kuru, Marmaris girişinde bir köye kırdı direksiyonunu. Köyün adı Akçapınar. Aslında Akçapınar bir nevi Marmaris yolunun üzerinde kalan bir köy. Köyün girişine sulak toprakları seven ağaçlar zamanında ekilerek bataklık olan yola bir nevi kurutulması sağlanarak ve çift taraflı güzel bir yol oluşturulmuş. İşte bu yola ağaçlı yol dendiğini öğrendik. Fotoğraf mekanı olarak sizde burdan geçebilirsiniz.

 

Ağaçlı yol

 

Ardından ise  köyün uğrak yeri Akçapınar tostçusuna uğruyoruz. Gece saatin 1 olmasına rağmen rağmen tostçunun henüz kapanmamış ve müşterilerin olduğunu farkettik. Çok mu açtık bilinmez lakin gece 1 de yenen tostun tadı mıdır bilemiyorum, bu mekanı size öneririm. Bahçesinde yeşillikler içinde keyif yapabilirsiniz. Aynı mekanın pidesinin ve ayranının popüler olduğunu söylemekte fayda var.  Ayrıca köyün içinden geçen çaydan körfeze doğru tekne turlarının da yapıldığını belirtelim.

 

Akçapınar Tostçusu

İ

lk gecenin sonuna yaklaşmadan gece hali ile Marmaris'teki İçmeler Plajını'a tepeden bakıyoruz. Gerçekten burayı görmeniz lazım.

 

içmeler plajı

 

Sonraki  günümüz ise  Gökova'daki kaya mezarlarını görmemiz ile başladı. Bölgenin asıl sahibi Likyalılar'ın  tapınak görüşlü kaya mezarlarını Gökova - Akyaka arasında yol üstünde görebilirisiniz. MÖ 4. yılzılda başlayan ve Hellenistik döneme kadar devam eden örnekleri burada inceleyebilirsiniz. Yalnız bir çok tarihi eserimizi gibi maalesef bakımsız. bir tabela ile bilgilendirme yazısının dışında kaderinde terk edilmiş.

 

Kaya Mezarları

 

Kahvaltımızı Orfoz Restoran'da yapıyoruz. hemen yanında pırıl pırıl derede yüzen ördekler ile yeşilin manzarasına sahip Ofroz aslında bir balıkçı. Balıkçı olmasına rağmen kahvaltıda da iddaasız olduklarını söyleyemeyeceğim. Masanıza makul fiyata bir çok şeyi görebiliyorsunuz.  Ayrıca hemen yanıbaşından ise Akyaka'dan turist gezisi yapan teknelerin rotası var.

 

Ofroz

 

 

Sonraki durağımız ise Akyaka. Akyaka sokaklarında portakal bahçeli evlerin yanından giderek sahile ulaşıyoruz. Herkesin içinde var olan his ise burada kalıp geri dönmemek. Mevsim itibari ile boş olan plajlarda kadraja güzel manzara karelerini sığdırarak hemen sahilde kafelerin birinde kahvemizi içiyoruz.  Artık burada ne kadar kaldık bilmiyorum ama pekte ayrılmak istemeyip tüm manzarayı bir tepeden yakalamak isteyip Muğla/Ula'ya direksiyonu kırdık. Ula yolundaki yamaçlara tırmanırken yol kenarındaki gözlem noktalarından birinde durup seyre dalıyoruz. Gerçekten çok güzel.

 

Aslında Ula'ya gitmemizin nedeni Muğla Saraylısı'nı tadabilmekti. Ula'dan Kötekli'ye geçip üniversite mekanı Nazar Lugga'da amacımıza ulaştık. Bölgenin en güzel saraylısı burada olduğunu test etmiş olup tam puan verdik kendisine.  Hatırlatmakta fayda var, Kötekli küçük bir yer olsada bir üniversite bölgesi ve burada buraya özgü bir yaşam bölgesi oluşmuş. 

Gezimize Marmaris'e dönerek devam ederken kendimizi Marmaris Kalesi'nin yokuşlu ve merdivenli yollarını arşınlarken bulduk. Bu bölgedeki sokakları kimler biliyor bilinmez ama dar sokaklarından taş evlerine, renkli pencerelerinden ahşap kapılarına kadar herbir eve ayrı ayrı dokunup hayranlığımızı bıraktık.  Marmarisin Kalesi Muhteşem Süleyman zamanından Rodos'un fethini sağlamak için 1522'de yapılmış. Kale içinde sahip olduğu müzesinde arkeolojik hazinelerini barındırır, Knidos antik kentine ait olduğu bilinen çok sayıda anfora bulunur. Ayrıca Marmaris manzarası için alternatif seçenek sunar.

 

Marmaris Kalesi

 

 

 

 

Marmaris' in popüler bir turistik mekan olması nedeniyle çok sayıda alışveriş, eğlence mekanı ve restoran mevcut. Alışveriş için marina bölgesini ve kapalı çarşısını tercih edebilirsiniz. İrili ufaklı birçok dükkan var. Eğlence mekanları ise Barlar sokağı tabir edilen sahil bölgesinde karşılıklı toplanmış. Artık nereyi tercih etmek isterseniz.

 

Marmaris Marina

 

 

Akşam yemeğimiz için ise bölgenin yapısına uygun olarak balık tercih ettik. Yelken restoran bu konuda iddaalı mekanlardan biri. Marmaris sahilinde görürseniz gönül rahatlığı ile tercih edebilirsiniz. Ayrıca belirli birçok günde canlı müziğe eşlik edebilirsiniz.  Yalnız kendilerinde balık yanında helva isteğimizi gerçekleştiremediğimizi de buradan açıklıyorum.  Bunun için tatlı mekanı ararken aradğımız helvayı bulamadık ama meşhur Muğla Saraylımızı Marmarisin birkaç noktasında bulunan Kıbrıs Pastanesi'nde bulduk, söylemesi.

Son günümüz ise Şahin Tepesi adı verilen ve aynı ismi taşıyan Şahin Restoran'da kahvaltı ile başladı. Buranın panoramik manzara yakalamak için bir fırsat noktası olduğunu görüp kaçırmıyoruz. Ayrıca mekanın dostlarımız Emre ve Burcu'nun düğün mekanlarının olduğunu da belirterek kendilerine bir ömür boyu mutluluğu eşim ve ben dileriz.  Kahvaltı konusunda Marmaris'te hiç üzülmedik, sıcacık gelen ekmeklere yumurta bandırıp üstüne kabak reçeli ile perçinledik.

 

Şahin Restoran

 

Marmaris Şahin Tepesi

 

Buradan sonraki durağımız ise İçmeler Plajı'nı geçtikten sonraki en uç noktamız Aşıklar Tepesi oldu. Pek bilindiğini sanmıyorum. Buralara kadar gelmişken güzel manzarının keyfini çıkarıp kollarınızı açıp uçmayı deneyebilirsiniz zira burası oldukça rüzgarlı. Aşıklar Tepesi basitçe gençlerin aşklarının isimlerini taşlara yazdıkları bölgeden oluşmuş. İçmeler'den sonraki durağımız ise Turunç oldu.

 

içmeler aşıklar tepesi

 

Turunç hani insanın sessizlik aradığı, kendini dinlediği ve günlerin uzadığı arnavut kaldırımları olan muazzam bir sahil kasabası. Burayı gördükten sonra kimse yaşadığı yere dönmek istemez sanırım. Eğer Turunç'ta yaşamıyorsa,

Turunç

 

Turunç Sahil

 

Virajlı yolları geride bırakıp Amos Antik Kentine ulaşıyoruz. Amos gelince aklıma nedense Tori Amos geldi, kendisi eminim ki soyadını taşıyan bir kentin olduğundan habersizdir. Kimbilir belkide piyanosu ile bir gün Amos'un tiyatrosunda muhteşem bir Ege manzarasına karşı kendisini A Sorta Fairytale söylerken bulur. Kimbilir Adrian Brody'de seyircidir, hayal gücü Amos'ta =)

And I am so bad, like a good book / I cant put this day back/ a sorta fairytale with you/

ve ben çok mutsuzum, iyi bir kitap gibi/ Bu günü geride bırakamam/ bir çeşit peri masalı seninle.

 

Amos Antik Kenti

 

Amos Antik Kenti

 

Amos Helen dilinde "Ana Tanrıça Tapınağı" anlamına gelmekte ve Apallon bu kentin baş tanrısı sayılmakta imiş. Kentin etrafındaki surlar ile tiyatro hala görülebilir durumda olduğunu belirteyim.  1948 yapılan kazılarda kentin tarihinin 2200 yıllık olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Amos'taki seyir terasında Kumlubük'ün dayanılmaz güzelliğini  kadrajlamanız mümkün. Yalnız yazın sıcak saatlerinde burayı ziyaret etmeyi düşünmeyin, merdivenlerden tırmanmanız gereken bir yol var ve ızdırap verici olabilir.  Bununla birlikte sadece kazı çalışmalarının yapılacağına dair haberlerin görüldüğü kent için hiçbir şey henüz hala yapılabilmiş değil.  Bırakın kazı çalışmasını burada yamaç paraşütü bile yapılır ama bazen görmek gerek.

 

Amos Antik Kenti

 

Buradan sonraki rotamız bizi Bayır köyü üzerinden Turgutköy ve Kızkumu plajına götürdü. Bayır köyüne varmadan yol üstünde göreceğiniz Marmaris Bal Evi'nde alacağınız bal yanınızda götürebileceğiniz yöresel bir tat olarak dikkat çekiyor. Uğramanızı öneririm.  Yol üstünde Bayır Köyü'nde kısa bir mola verip, yüzlerce yıllık Tarihi Çınar ile Yağhane'yi gözlemledik, siz de   bir çay molası verebilirsiniz bu güzel köyde.

 

Bayır Köyü   Bayır Köyü

 

Bayır Köyü eski yağhane

 

Ardından Turgut Şelalesini görmek için Turgutköy'e ilerliyoruz. Turgut Şelalesi peş peşe sıralanmış 5 farklı şelaleden oluşmakta ve kadrajınıza girmeyi beklemekte.

 

Turgut Şelalesi

 

Şelaleden sonraki son durağımız ise Kızkumu.  Neden kızkumu deniyor buraya mutlaka bir şeyler duymuşsunuzdur. Zaten Google Haritalarda bakacak olursanız koy üzerinde hafiften yürüme yolunun olduğunu görebilirsiniz.  Bende hikayeyi yazmaya çalışayım ve tam olsun diyelim, zamanın birinde aşık bir prenses ile balıkçı gizlice buluşurlarmış.  Onlar gece vakti buluşurken kıza elindeki ateş ile yerini işaret eden kız bir gün yakalanır. Tekrar bir buluşma sırasında kız yakalanacağını anlıyor ve kendine gelmek üzere olan balıkçıya koşmaya başlıyor elindeki yerden aldığı kumları dökerek. Maalesef ki yarı yolda vurularak ölüyor.  Elindeki döktüğü kumlar ise şimdiki su üstündeki yolu oluştururken,  kumsalın kızıllığı ise prensesin kanını simgelediğine inanılıyor.

 

Kızkumu Panoromik

 

Kızkumu

 

Kızkumu

 

Hikaye anlatamamakta üstüme yok demeliyim. Bahsetmeden geçemeyeceğim kızkumunun arkasında sıralanmış çok güzel bungolov evler var. Eğer ki konaklama yapmak isterseniz bu manzara için bu deneyimi yaşayın derim.

 

Kızkumu bungolov

 

Dönüş yolumuza girmeden evvel akşam yemeğimiz için meşhur  Mavi Pide'yi tercih ediyoruz. Mavi Pide'de henüz bizim gibi tanışmadı iseniz patlıcanlı pide deneyebilirsiniz. Ama bence Mavi Pide'nin en güzeli tatlı niyetine test ettiğimiz Ballı Pide.

 

Dalaman Havalima'na dönüş yolumuzda tüm seyahat boyunca bizi yalnız bırakmayan yağmurumuz için Sıla'dan Yan Benimle isimli şarkıyı hüzün niyetine hediye ediyoruz.

Sizde kabul buyurun.

Sırtımda uzun hırka gibi gece/Yarenlik etmez kaytarır hece/Hatıra oturmuş kalkmaz halden anlamaz/Derya deniz düşüncem.

Teşekkürler.

Mart 2017

Cengiz Selçuk


Marmaris, Muğla

Seyahat Noktaları

UÇURAN KARTLAR

Verification: 0823ee470c0d3cb7